Binek Otomobil Alım Satımında KDV Hesaplaması

Konusu 'Katma Değer Vergisi Kanunu' forumundadır ve Muhasebe Cafe tarafından 18 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. Muhasebe Cafe

    Muhasebe Cafe Yönetici Yönetici



    Binek Otomobil Alım Satımında KDV Oranları ve İndirim Konusu

    Binek otomobillerin alım satımı esnasında KDV oranlarının nasıl belirleneceği sıkça kafa karışıklığı yaratan bir konudur. Binek otomobil alımında hesaplanan KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, indirilen KDV’nin nasıl giderleştireleceği, satış esnasında hangi KDV oranının uygulanacağı gibi sorular birçok mükellef için adeta bir bulmaca haline dönüşmüştür. Bunun sebebi, bu konunun kanun koyucu tarafından hassas ele alınıp, mükelleflerin muvazaalı yani danışıklı bir şekilde hileli işlem yapmasının önüne geçme çabasıdır. Mükelleflerin ve meslek mensuplarının binek otomobil kdv problemlerini çözmesine yardımcı olmak üzere böyle bir rehberi hazırlama gereği duyduk.

    Devamı:
    Binek Otomobil Alım Satımında KDV Oranları ve İndirim Konusu | Epsilon Mali Müşavirlik


    .
     
  2. Muhasebe Cafe

    Muhasebe Cafe Yönetici Yönetici



    Tüm Yönleriyle Binek Otomobil Alım-Satımlarında KDV Durumu

    Binek otomobillerin alım ve satımı sırasında karşılaşılan ve sıkça sorulan alım ve satımdaki KDV durumunun ne olduğunu bu yazımda biraz irdelemek istedim. Binek otomobillerin alımında hesaplanan KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı, indirilemeyen KDV’nin nasıl giderleştirileceği ve satış esnasında hangi KDV oranının uygulanacağı konularına değinmek istiyorum.
    Öncelikle hali hazırdaki KDV oranlarına bir göz atacak olursak 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre ekli 1 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için oran %1, ekli 2 sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için oran %8, liste dışında kalan teslim ve hizmetler için oranın %18 olduğunu hatırlamakta yarar bulunmaktadır. Bu kısa bilgiden sonra binek otomobillerin alım ve satımına ilişkin sorulara gelecek olursak;

    * İlk etapta şunu bilmeliyiz ki sıfır (0) binek otomobil alımında nihai tüketici, serbest meslek kazancı, ticari kazanç, kurumlar vergisi mükellefi olup olmadığına bakılmaksızın %18 KDV hesaplanmaktadır. KDV kanununun 30/b maddesi uyarınca, tamamen veya kısmen ana faaliyet konusu binek otomobillerin işletilmesine dayanan(rent-a car) oto kiralama şirketleri, sürücü kursları, taksi işletmeleri vb. faaliyet konularında iştigal eden mükellefler alış vesikalarında hesaplanan bu KDV’yi indirim konusu yapabilmektedirler. Ancak alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisini indirim konusu yapamayan (rent-a car-taksi işletmesi- sürücü kursları dışındaki) mükellefler, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre bu tutarlarıgider veya maliyet unsuru olarak dikkate alabilmektedirler. Bu durumda olan mükellefler VUK-270/2 maddesi kapsamında; “Özel Tüketim Vergilerini ve Katma Değer Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte serbesttirler” .

    * Gelelim binek otomobillerin satışı esnasındaki KDV durumuna; Yine KDV kanununun 30/b maddesi uyarınca binek otomobilleri alırken, alış vesikalarında hesaplanan KDV’yi indirim konusu yapan mükellefler (rent-a car-taksi işletmesi- sürücü kursları) satarken satış faturasında %18 KDV hesaplamak zorundadırlar. Ancak bu mükellefler 31.12.2007 tarihinden önce aktiflerine veya envanterlerine kayıt etmiş oldukları binek otomobillerini iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra satmaları halinde 2008/13426 sayılı kararnameye göre satış faturasında %1 KDV hesaplamaları gerekmektedir. Alış vesikalarında hesaplanan KDV’yi indirme hakkı bulunmayan yani sadece gider veya maliyete dâhil eden mükellefler bu araçlarını hangi tarihte satarlarsa satsınlar %1 KDV hesaplayarak fatura düzenlemek zorundadırlar.

    * Nihai tüketicilerden işletmede kullanılmak amacıyla alınan ikinci el binek araçlarda bu alışlar dolayısıyla herhangi bir KDV hesaplanmamaktadır. Bu nedenle indirim ya da gider yapılacak bir unsur bulunmamaktadır. Ancak işletmede kullanılan bu ikinci el araçların satışı esnasında fatura düzenlenirken %1 KDV hesaplanmalı ve böylece çıkış yapılmalıdır. Bir sonraki yazımızda da ticari araçlarda KDV durumuna değineceğiz.

    Ozan Bingöl
    Vergi Uzmanı
    Kaynak: www.MuhasebeTR.com
     
  3. Muhasebe Cafe

    Muhasebe Cafe Yönetici Yönetici



    T.C.
    GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
    İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
    (Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)
    23/02/2012​



    Sayı: B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 68-714

    Konu: Aktife alınan binek araç giderlerinin hasılattan indirilip indirilmeyeceği


    İlgide kayıtlı özelge talep formunda, mali müşavirlik hizmetinden dolayı serbest meslek kazancı mükellefi olduğunuzu, 2004 yılında aldığınız binek otomobilinizi serbest meslek faaliyetinizde kullanmak istediğinizi bundan dolayı binek otomobili için amortisman ayrılıp ayrılamayacağı, alış faturasındaki ÖTV ve KDV'nin maliyet bedeline dahil edilip edilmeyeceği, aracınızı sattığınızda satış bedelinin tamamının mı kar veya zarar olacağı, zarar çıkması halinde serbest meslek kazancınızdan indirim olarak dikkate alınıp alınamayacağı, sigorta giderlerinin taksitler halinde ödenmesi halinde taksitlerin ödendiği tarihte mi yoksa poliçe tarihinde mi gider yazılacağı, eşinin sigortalı çalıştırılması halinde serbest meslek kazancının eşe ödenen ücretin gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı ile mesleki sorumluluk sigorta ödemelerinin gider yazılıp yazılmayacağı hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

    193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun "Ücretin Tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde; Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir." denilmiş olup aynı Kanunun "Serbest Meslek Kazancının Tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde ise; " Her türlü serbest mesleki faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

    Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır..." hükmüne yer verilmiştir.

    Anılan Kanunu'nun "Serbest Meslek Kazancının Tespiti" başlıklı 67 nci maddesinin birinci fıkrasında; "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır." hükmüne yer verilmiştir.

    Anılan Kanun'un "Mesleki Giderler" başlıklı 68 inci maddesinde ise; "serbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:

    1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İşyeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).

    2. Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı (bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye'de kain sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şartıyla) ile 27'nci maddede yazılı giyim giderleri.

    ...

    4. Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar (amortismana tâbi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde aynı Kanunun 328 inci maddesine göre hesaplanacak zararlar dahil).

    5. Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri.

    ...

    8. Serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla emekli sandıklarına ödenen giriş ve emeklilik aidatları ile mesleki teşekküllere ödenen aidatlar.

    9. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçlar." gider olarak dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

    Öte yandan, mesleki mali sorumluluk sigortasının şahıs sigortası kapsamına girip girmediği yönünde Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'ndan bilgi istenmiş ve konu ile ilgili olarak alınan 17/12/2010 tarih ve 58352 sayılı yazıda, "....Bilindiği üzere, sigortacılık mevzuatında ayrım can ve mal sigortaları şeklinde yapılmıştır. Anılan sigorta da şahsı değil şahsın sorumluluğu nedeniyle mal varlığında meydana gelecek zararları sigortalayan bir mal sigortasıdır. Dolayısıyla, bu sigorta türünün anılan maddede yer alan "şahıs sigortası" kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır." denilmiştir.

    213 sayılı Vergi Usul Kanununun "İspat Edici Kâğıtlar" başlıklı 227 nci maddesinde; "Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." denilmiş, anılan Kanunun 234 üncü maddesinde ise; "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin; "Vergiden muaf esnafa; Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir." hükmüne yer verilmiştir.

    Öte yandan, anılan Kanunun 269 uncu maddesinde ise; "İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir.

    Bu kanuna göre, aşağıdaki yazılı kıymetler gayrimenkuller gibi değerlenir;

    3. Gemiler ve diğer taşıtlar;" hükmüne yer verilmiştir.

    Söz konusu Kanun'un "Gayrimenkullerde Maliyet Bedeline Giren Giderler" başlıklı 270 inci maddesinde; "Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satın alma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer:

    1. Makine ve tesisattan gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;
    2. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.

    Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedelini ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler."hükümleri yer almaktadır.

    Aynı Kanun'un 313 üncü maddesinde; "İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269'uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder." denilmiş, anılan Kanun'un 320 nci maddesinde ise; "Amortisman süresi kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlar. Bu sürenin yıl olarak hesaplanması için (1) rakamı mükellefçe uygulanan nispete bölünür. Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir.

    Her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede nazara alınabilir.

    Amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından veya ilk uygulanan nispetten düşük bir hadle yapılmasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz." hükmüne yer verilmiştir.

    Aynı Kanun'un "Amortismana Tabi Malların Satılması" başlıklı 328 inci maddesinde ise; "Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.

    Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır.
    Devir ve trampa satış hükmündedir.

    Şu kadar ki, satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu takdirde, satıştan tahassül eden kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Her ne sebeple olursa olsun bu süre içinde kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına eklenir.

    Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur." hükümlerine yer verilmiştir.

    Yasanın Geçici 5 inci maddesinde ise; ticari, zirai veya mesleki kazançları dolayısıyla yeniden Gelir Vergisine girecek veya basit usulden gerçek usule geçecek olan mükellefler ile öteden beri faaliyete devam eden serbest meslek erbabının amortismana tabi iktisadi kıymetleri maliyet bedeli, maliyet bedeli bilinmiyorsa bizzat kendilerince alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedeli ile değerleneceği, ancak, bu kıymetlerin alış tarihleri ile mükellefiyete giriş veya gerçek usule geçiş tarihi arasındaki yıllara ait amortismanlar tutarının bu değerden düşülerek bakiyesinin amortismanına devam olunacağı ifade edilmiştir.

    Öte yandan, amortisman uygulamasına ilişkin usul ve esaslar 333, 339, 365, ve 389 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ'lerinde belirlenmiştir.

    Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesine göre Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV ye tabidir.

    Anılan Kanunun 30/b maddesinde ise faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır.

    Diğer taraftan, 23 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin "1.Binek Otomobillerinin Katma Değer Vergisi" başlıklı bölümünde, indirim konusu yapılamayan bu verginin Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği açıklanmıştır.

    Bu hüküm ve açıklamalara göre;

    1. Söz konusu aracın envantere dahil edilmesi mümkün olup, bu aracın envanter defterine kayıt edilebilmesi için gider pusulası düzenlenmesi gerekmektedir.

    2. 2004 yılında iktisap edilen aracın 333 sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'ne ekli listenin "6.1. Otomobiller ve taksiler (Jipler ve arazi taşıtları dahil)" bölümünde değerlendirilerek, faydalı ömrünün 5 yıl, amortisman oranının ise %20 olarak dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre amortisman süresinin başlangıcı aracın iktisap edildiği tarih olup, araca ait amortisman ayırma süresi dolmuş olduğundan, amortisman ayrılabilmesi mümkün bulunmamaktadır.

    3. Söz konusu araç için ödenen ÖTV ve KDV'nin maliyet bedeline eklenmesi veya gider olarak dikkate alınması ihtiyari olup aracın maliyet bedeli üzerinden envantere dâhil edilmesi gerekmektedir. Ancak, aracın maliyet bedelinin tespit edilememesi veya bilinmemesi halinde, aracın alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedel ile envantere dâhil edilmesi mümkündür.

    4. Mesleki faaliyette kullanılmak üzere alınan ve envantere dahil olan taşıtların satılması durumunda envantere kayıtlı değer ile satış bedeli arasındaki tutarın, amortisman ayrılmış ise maliyet bedelinden ayrılan amortismanlar indirildikten sonraki kalan tutar ile satış bedeli arasındaki tutarın kar veya zarar olarak tamamının serbest meslek kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

    5. Envantere dahil edilen araca ilişkin olarak ödenen taşıt sigorta ve kasko sigorta giderleri ödendiği dönemin gideri olarak dikkate alınması gerekir.

    6. İşyerinde eşin ücretli olarak fiilen çalışması halinde ise eşe ödenen ücretin ücret bordrosunda gösterilerek vergilendirilmesi kaydıyla kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

    7.Mesleki sorumluluk sigortası türünün "şahıs sigortası" kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından ve mali müşavirlik hizmeti için yaptırılması hususunda kanuni zorunluluk bulunmaması nedeniyle serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak yazılması veya vergi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır.

    8. Almış olduğunuz binek otomobil için yüklenilen KDV'nin indirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu KDV gelir vergisinin tespiti bakımından doğrudan gider yazılabileceği gibi, otomobil maliyetinin bir unsuru olarak da dikkate alınabilecektir. Ayrıca, bahse konu mükellefin serbest meslek faaliyetinde kullanmak üzere aldığı binek otomobili satması halinde bu işleme KDV oranlarının tespitine ilişkin 2007/13033 sayılı Kararname uyarınca % 1 oranında KDV uygulayacaktır.

    Bilgi edinilmesini rica ederim.

    EKLER :
    1- özelge talep formu
    2- İVDB görüşü (özelge talep formu devamı)
    3- KDV'nin görüşü
    4- KDV'den görüş sorma
    5- özelge taslağı
    6- Vergi Usul'ün görüşü
    7- Vergi Usul'den görüş sorma
    8- Vergi Usul örnek özelge

    (*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.
    (**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
    (***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.
     
  4. Muhasebe Cafe

    Muhasebe Cafe Yönetici Yönetici



    Binek Otomobilde KDV Bulmacası

    Binek otomobillerin alış ve satışı vergi mevzuatında özellikli konular arasında yer alır. Binek otomobillere ilişkin hükümler ticari nitelikteki araçlara göre; gerek amortisman, gerek Motorlu Taşıtlar Vergisi, gerekse KDV yönünden özellikli birtakım uygulamalar içermektedir. Bunun sebebi, bu konunun Kanun Koyucu tarafından emsallerine göre daha hassas bir şekilde ele alınmasından kaynaklanmaktadır. Kanun Koyucu’nun hassasiyeti ise mükelleflerin, binek otomobillerin alımında muvazaaya açık işlemler yapabileceği inancıyla tekemmül eder. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun gerekçesinde de bu durum izah edilmiştir.
    Binek otomobiller hakkında mevzuatta yapılan özel düzenlemelerin her birinin anlaşılması izahat gerektirmektedir. Ancak bu yazımızda, binek otomobillerin alımında ödenen Katma Değer Vergisini inceleyecek, söz konusu KDV indiriminin hangi hallerde mümkün olacağı, uygulanacak Katma Değer Vergisinin oranının ne olacağı, indirimin mümkün olmaması halinde ise alım sırasında yüklenilen KDV’nin durumu hakkında açıklamalara yer vereceğiz.

    Kimler Binek Otomobil Alımında KDV İndirebilir?

    3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/b maddesinde, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği belirtilmiştir.

    Mezkûr maddenin lafzi yorumuna baktığımızda; işletmelere ait binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceğini açıkça belirtilmiş, yine aynı bentte iki istisna halinde söz konusu katma değer vergisinin indirilebileceğine cevaz verilmiştir.

    Bu istisnalardan birincisi, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması ile, ikincisi ise bu otomobillerin çeşitli şekillerde işletilmesi ile iştigal eden mükelleflerle ilgilidir.

    Kanun hükmünü karşıt anlamı ile yorumlarsak, ancak ve ancak yukarıda saydığımız iki grup mükellef binek otomobil alımında alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisini hesaplanan katma değer vergisinden indirebilecektir.

    Ancak, belirtmek gerekir ki, yukarıda sayılan mükellef gruplarının söz konusu katma değer vergisini indirebilmeleri de hüküm içerisinde şarta bağlanmıştır. Hükmün lafzında “…bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere…” denilerek; kiralamayla iştigal eden mükelleflere bu araçları kiralamada kullanma amacıyla, araç işletenlere ise işletme amacıyla iktisap etme zorunluluğu getirilmiştir. Başka bir deyişle, bu mükellefler, genel müdüre tahsis gibi, başka amaçlarla iktisap ettikleri binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisini diğer mükelleflerde olduğu gibi hesaplanan katma değer vergilerinden indiremeyeceklerdir.

    Mezkûr madde hükmüne göre binek otomobil alımlarında yüklendikleri katma değer vergisini indirim hakkı bulunan mükellefler 54 No.lu KDV Sirküleri’nde “taksi işletmecisi, sürücü kursu ve otomobil kiralama şirketi gibi işletmeler” şeklinde örneklendirilmiştir.

    Binek Otomobil Alım Satımı Yapan Mükellefler Binek Otomobil Alımlarında Yüklendikleri KDV’yi İndirebilirler Mi?

    Yukarıda belirttiğimiz gibi, indirim hakkı olan mükellefler; kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması faaliyetiyle iştigal edenler ile binek otomobillerin çeşitli şekillerde işletilmesi ile iştigal eden mükelleflerdir. Bunlar için de şart, bu amaçla kullanmalarıdır.

    Faaliyeti binek otomobil alımı ve satımı olan mükelleflerin satmak amacıyla aldıkları binek otomobillere ait Katma Değer Vergisini indirmeleri mümkün değildir. Zira, ne mükellef indirim hakkı tanınan mükellefler arasında sayılmış ne de amaç kanunen kabul edilmiştir.

    Antalya Vergi Dairesi Başkanlığıtarafından yayımlanan 13.07.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.02-KDV.ÖZG.2010-74-209 sayılı muktezada, konumuza misalen, özetle aşağıdaki görüş verilmiştir.
    “İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, oto alım-satım faaliyetinde bulunduğunuz…

    … Alış sırasında satıcının durumuna bağlı olarak ödemiş olduğunuz %1 veya %18 KDV'yi indirim konusu yapmanız mümkün bulunmamaktadır.”

    Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 10.01.2008 tarih ve B.07.1.GİB.0.0155/5528-2528 sayılı muktezada ise yukarıdaki muktezaya benzer şekilde aşağıdaki görüş verilmiştir.

    “Firmanızca kullanılmış binek otomobillerinin satmak üzere satın alınması halinde… Alışta katma değer vergisi ödenmişse indirim konusu yapılmayacak gider veya maliyet hesaplarına alınacaktır.”

    Yukarıdaki iki örnek muktezada Maliye’nin görüşü, binek otomobilleri satmak amacıyla satın alan mükelleflerin, alımları dolayısıyla yüklendikleri Katma Değer Vergisini indirme haklarının bulunmadığı yönündedir.

    Ancak, Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından yayımlanan 17.10.2008 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.16.02-300-08- /1837 sayılı muktezada ise yukarıdaki görüşlerin aksine, satmak üzere satın alınan binek otomobillerin alımlarında yüklenilen KDV’nin indirilebileceği yönündeaşağıdaki görüş verilmiştir.

    “İlgide kayıtlı dilekçenizde, oto galerisi işletmeciliği işinizden ötürü .............. Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün ..................... vergi kimlik numarasında işlem gördüğünüz, iş yerinizde iki ayrı şekilde satış yapıldığı, bunlardan birinin komisyon usulü diğerinin ise noter senediyle kendi adınıza satın aldığınız araçları daha sonra sattığınızdan bahisle, söz konusu araçların alım ve satımında uygulanması gereken katma değer vergisi oranları hakkında bilgi verilmesi istenilmektedir.

    …Öte yandan; münhasıran satmak üzere satın alınan ve işletmenizde kullanmadan (demirbaşlara dahil edilmeden) satılan ikinci el binek otomobillerinin alışı sırasında yüklenilen KDV’nin genel hükümlere göre indirim konusu yapılabileceği tabiidir.”

    Sonuç olarak, aynı kanuna dayanılarak verilen farklı görüşler mevcuttur. Ne yazık ki, bu konudaki karmaşa, 26 Nisan 2014 Tarihli ve 28983 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği ile de giderilememiştir.

    Görüşümüze göre, kanun lafzi yorumu satmak üzere binek otomobil satın alan mükelleflerinalışlarında yüklendikleri KDV’yi indirim konusu yapamayacağına işaret eder. Burada yapılması gereken, mevzu hükmün karmaşayı gidermeye yönelik olarak yeniden düzenlenmesi ve söz konusu mükelleflere yüklendikleri KDV’yi açıkça indirme hakkının verilmesidir.

    İndirilemeyen KDV Gider Midir, Maliyet Mi?

    23 Seri no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin I bölümünde,binek otomobillerinin alış vesikalarında gösterilen ve indirim konusu yapılamayan KDV’nin Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilecektir.

    Nitekim, yukarıda işaret ettiğimiz her iki muktezada da, indirilemeyen KDV’nin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği hakkında mükellefin seçimlik hakka sahip olduğu ifade edilmiştir.

    Binek Otomobil Alımında KDV İndiren Mükellef Otomobili Alış Amacının Dışında Kullanırsa Ne Yapmalıdır?

    Binek otomobillerin alımında, 30/b maddesine göre yüklenilen katma değer vergisini indirim hakkı bulunan mükellefler, KDV indirimini yaptıktan sonra bu otomobilleri kanunun indirim hakkını bağladığı amaçlar dışında kullanmaya karar verirse; kullanım amacının değiştiği dönem itibariyle, daha evvelden indirmiş oldukları KDV’yi indirim listesinden çıkartıp, KDV beyannamelerinde “İlave Edilecek KDV” olarak beyan etmeleri gerekmektedir.

    Binek Otomobil Satışında KDV Oranı Kaçtır?

    Binek otomobillerin satışında uygulanacak KDV oranı, satıcının durumuna bağlı olarak farklılık arzedecektir.
    Satıcı KDV mükellefi değilse, binek otomobil satışında KDV uygulanmayacaktır.

    Satıcı KDV mükellefi ise uygulanacak oran, satıcının Katma Değer Vergisi Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen katma değer vergisini indirim hakkı bulunan mükelleflerden olup olmamasına ve bağlı olarak değişecektir.

    Gelir İdaresi Başkanlığı’nca, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2008/13426 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ışığında hazırlanan 54 No.lu KDV Sirküleri ile yapılan açıklamalar çerçevesinde satıcının uygulayacağı KDV oranı şu şekildedir;

    Satıcı, mezkûr madde hükmüne göre indirim hakkı bulunan mükelleflerden değil ise; uygulanacak KDV oranı %1 olacaktır.

    Şayet satıcı, mezkûr madde hükmüne göre indirim hakkı bulunan mükelleflerden ise; alımında KDV indirimi yapabildikleri ve 31.12.2007 tarihi itibarıyla aktiflerinde veya envanterlerinde bulunan binek otomobillerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra satmaları halinde KDV oranı %1 olacaktır. Aksi hallerde %18 oranını uygulamak mecburiyetindedirler.

    Ayrıca belirtmek gerekir ki;4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu hükümlerine göre özel tüketim vergisine tabi olan “Sıfır Kilometre” olarak tabir edilen kullanılmamış otomobillerin tesliminde uygulanacak KDV oranı % 18’dir.

    Konuyu bir örnek ile izah edelim. Örnekte, tek bir binek otomobilin çeşitli ellerden geçtiği hallerde, vergi mevzuatına göre, satıcı ve alıcının KDV yönünden yapması gerekenlere değineceğiz.

    Devlet memuru (A), (B) Oto Satış A.Ş.’den sıfır kilometre bir binek otomobil alır. Bu işlemde (B) Oto Satış A.Ş. keseceği faturada ÖTV’nin yanı sıra %18 oranında KDV uygulayacaktır.

    Devlet memuru (A), (B) Oto Satış A.Ş.’den aldığı ve artık kullanılmış durumda olan binek otomobilini (C) Pazarlama A.Ş. firmasına noter satış sözleşmesi ile satar. Bu satışta KDV uygulanması söz konusu değildir.
    (C) Pazarlama A.Ş. firması aynı aracı daha sonra (D) Oto Kiralama A.Ş.’ye satar. Satışta (C) Pazarlama A.Ş. tarafından kesilecek fatura üzerinde uygulanacak KDV oranı %1’dir. Öte yandan, (D) Oto Kiralama A.Ş, aracı kiralama faaliyetleri amacıyla alıyorsa yüklendiği %1 oranlı KDV’yi indirim konusu yapabilecektir.

    (D) Oto Kiralama A.Ş bu aracı satın aldıktan bir yıl sonra, ikinci el otomobil alım satımı ile iştigal eden (E) Oto Galeri A.Ş.’ye satar. Burada, (D) Oto Kiralama A.Ş tarafından kesilecek fatura üzerinde uygulanacak KDV oranı %18’dir. (E) Oto Galeri A.Ş. ise alışta yüklendiği KDV’yi indirim konusu yapamayacak, tercihine göre gider veya maliyet olarak değerlendirebilecektir.

    Daha sonra, (E) Oto Galeri A.Ş. aynı aracı bir başka Devlet memuru (F)’ye satar. (E) Oto Galeri A.Ş. tarafından kesilecek fatura üzerinde uygulanacak KDV oranı %1’dir.

    Sonuç:
    Binek otomobillerin alımında yüklenilen KDV’yi indirim konusu yapma hakkı, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/b maddesinde belirtildiği üzere; faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması ve çeşitli şekillerde işletilmesi olan mükelleflere yalnızca bu amaçlarla sınırlı olmak üzere verilmiştir. Bunun dışında, faaliyet konusu binek oto alım satım iş olan ve bu işi sürekli yapan mükelleflerin satın aldıkları binek otomobiller için yüklendikleri KDV’yi “ bu işin ticaretini yaptıkları” inancıyla indirim konusu yapabilecekleri görüşünün, en azından bu konuda yapılacak yeni bir düzenlemeye kadar, mükellefleri zor durumda bırakabileceği kanaatindeyiz. Öte yandan, indirilemeyecek KDV’nin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmasında yapılacak seçim, mükellefin durumuna göre belirlenerek özenle yapılmalıdır.

    Denizhan Dilmaç
    SMMM / Tax Auditor
    (30.04.2014)
     

Sayfayı Paylaş